Read more: http://www.bloggerdersleri.com/2012/06/blogger-meta-tag-ayarlari.html#ixzz3CwTYFEk2 şöyle garip bencileyin: Mart 2019 Follow my blog with Bloglovin

1 Mart 2019 Cuma

Ahlaksızlık Bayrağını En Önde Taşıyan Ünlüler

   
     20. yüzyıl ile birlikte, dünyanın diğer ucunda olan hadiseleri çok kısa zaman diliminde bizim hayatımıza sokabilme kapasitesine sahip iletişim vasıtalarının bulunup, insanların kendilerini "update" etmesi ve bunlara hızla ayak uydurması neticesinde ortaya çıkan durumlardan birisi de, "ünlü" diye bilinen şahsiyetlerin isimlerini duymaya başlamamız oldu. Bilhassa sinema ve müzik [bazen de moda ve "çağdaş sanat" (veya güncel sanat)] denilen dalların temsilcilerinin, televizyon ve radyo marifetiyle gözlerimize ve kulaklarımıza sokulmaya çalışılması, belli ünlülerin giderek artan hayran kitlelerini de beraberinde getirdi. Kendilerince seslerini, sahnedeki duruşlarını, filmlerdeki rol yapma becerilerini, icra ettikleri alanlardaki başarılarını... Ve önemli ölçüde tabi, "yakışıklı" veya "güzel"liklerini beğenip takdir eden, bilhassa gençler, bu ünlüleri her şeyleri ile birlikte, kendi özel hayatlarına sokacak ve adeta büyülenmiş gibi, peşlerinden gidecek hale geldi.

     Elbette ki böylesine gözü kör bir sevgi ve taklit, büyük bir tehlike de doğuruyordu... O şahane rol yapan kişilerin, o muhteşem sesli adamların bir kısmı, özel hayatında ahlaksız olabiliyor, zararlı madde kullanımından değişik cinsel eğilimlere kadar, birçok alanda, hiç de ayak izlerinden gidilesi bir profil çizmiyordu. İşin daha da tuhaf ve ibretlik yanı; en çok ahlaksız olan, en çok sapıklık gösteren, yaşadığı pespayelikleri en pervasızca anlatabilen ve gösterebilenleri, "kitle iletişim araçları" daha çok reklam yapıyor daha da gençlerin gözüne sokmaya uğraşıyordu. Genelde sapık ilişki yaşayanlarda daha çok görünen ve henüz çaresi bulunmamış olan AIDS illeti ile mücadele adı altında, "masum" gibi gösterilmeye çalışılan faaliyetler, LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) sapıklığını, "meşru bir insan hakkı" olarak, geniş bir kamuoyu desteğiyle yaygınlaştırmaya kadar vardı.

     Bunlara bağlı olarak; "gelişmiş" olarak bilinen ülkelerde eşcinsel evliliğin yasalaşması, hemcinslerin nikahlarının kiliselerde de kıyılabilmesi, LGBT savunucularının "yılmaz insan hakları savunucusu" olarak yaldızlı sözlerle yere göğe sığdırılamaması, hangi cinsten olduğu bilinmeyen milletvekillerinin ve kanaat önderlerinin büyük saygı görmesi gibi vakalar, bıkmadan usanmadan pompalanan dezenformasyonun bir parçası şeklinde artarak devam ediyor. Bunun mukabilinde ise, bu hayasızlara karşı duran, su-i misal teşkil etmelerine mani olmaya çalışanlar, homofobik, gerici, örümcek kafalı gibi sıfatlarla, yine aynı basın-yayın organları tarafından yaftalanır ve tecrit edilmeye gayret edilir.

     Dolayısıyla ahlaksızlık, haddini bilmezlik, gayri meşru işler ve ilişkilerde en cüretli olmak ve tabi ki peşinden gidip kendisi örnek alan gençlere en kötü örnek olan isimlerden birkaçını verelim:

Freddie Mercury: Milyonlarca gencin taparcasına sevdiği, erken yaşta ölümü sebebi ile büyütüldükçe büyütülen, yakın tarihin en ahlaksız tiplerinden birisi.  Uyuşturucu ile dumanlı tamamen kontrol dışı parti gecelerinde, sayısız erkekle ilişki yaşayıp en nihayetinde, genelde lûtilerde ve gayri meşru ilişkilere düşkün olanlarda rastlanan AIDS'e yakalanmış ve bu nedenle ölmüştür. Batılı ahlaksızların, Müslüman gençleri avlamaya çalıştığı karakterlerin önde gidenlerindendir. Çünki bu herifi "büyük sanatçı" falan diye tanımladığınızda, AIDS, eşcinsellik ve her türlü ahlaksızlığa da kapı aralamış olursunuz. Din olarak da Zerdüşt'ün çıkardığı, ateşe tapanların inancı olan Mecûsi idi. Ölünce cesedi yakıldı. Britanya'nın suyunu çok içti! Az biraz daha yaşasaydı, kraliçeden "sır" ünvanı alması işten bile değildi anlayacağınız! Hele şu zamanlarda filmi de gosterime girdi ya, iyice tabulaştırılıp aziz haline sokulacak muhtemelen.
Freddie Mercury ve pos bıyıklı
sevgilisi Jim Hutton

Salvador Dali: Sürrealizm denilince akla ilk gelen, kameralara verdiği tuhaf pozları, yukarı dönük bıyığı, çizdiği tablolar, yazdığı senaryolar, evli olmasına rağmen eşinin evine getirdiği kişilerle çok sık yaşanan gayri meşru ve "çarpık" ilişkiler, eşcinsel temayülü, kibri, sado mazoşizm meyalliği... kısacası meşhur olmak için yaptığı bütün o sıradışı şeylerle, 20. yüzyılı bozanlardan, ahlaki erozyonu başlatanlardan birisi. Bunun kankasi Luis Bunuel de hakeza.
çılgınlığın ve deliliğin
ötesinde muhtemelen

Rock Hudson: Birlikte olduğu erkeklere, "Seninle birlikte olduk ve doktorum bana AIDS kapmış olabileceğimi söylüyor, lütfen doktoruna git ve kontrol ettir kendini" diye mektup yazan şahsiyet. İlişki yaşadığı elemanlardan birisi, ölümünden sonra kendisi dava etmiş ve "AIDS" olduğunu bildiği halde, benimle aylar süren ilişki yaşadı" diyerek tazminat talep etmiş ve mahkeme kendisi haklı görerek almıştır. "AIDS", "homoseksüellik" gibi kavramların, artık daha rahat, sanki sıradan şeylermiş gibi konuşulmasının yolunu açan kişidir. Zira bunun ölümünden sonra, böyle ahlaksızlıklar ve daha acısı, böyle ahlaksızlıkları alenen yapma ve duyurma işleri çığırından çıkmaya başladı. Scientology (Bilim) Kilisesi mensubuydu.

Rudolf Nureyev: "En büyük dansçılardan" diye gündemde tutulmaya çalışılan ahlaksızlardan birisi. Açıkça sapık ilişkilerini söyledi diye, bazı çevrelerce "kahraman" falan ilan edilen, sayısız gayri meşru ilişki yaşayan bir midesiz. Sovyetler Birliği zamanında, Tatar bir ailede doğdu, "su testisi su yolunda kırılır" kabilinden, AIDS yüzünden öldü. Müslüman bir aileden geldiği halde, Ortodoks Hristiyan olmuştur.

Madonna: Hem hayatı hem şarkıları hem gayri meşru ilişkileri hem de sahnelerde yaptıkları ile, bir şekilde gündemi meşgul edebilen, ahlaksızlık bayrağının en öndeki taşıyıcılarından. "Homofobi" diye uydurulan güya öcü ile çok mücadele ettiği için takdir topluyor. LGBT denilen oluşumların bayraktarlığını yapmakta. Ve böyleleri maalesef "İnsan Hakları aktivisti" olarak çok alkış alır. Bu kadın, daha yeni piyasaya girmeye çalışırken, karşısına çıktığı menajer tarafından, "karşımda bir hayat kadını olduğunu sanmıştım" diye övülen!!! birisi. Haliyle semavi dinlere de mesafelidir.
Yaşlandıkça ahlaksızlıklarını
artıran Madonna

Woody Allen: Amerikalı Yahudi asıllı yönetmen ve senarist. Kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptığı pervasız filmlerle tanınır. Filmlerinde, gayri meşru ilişkiler peynir ekmek gibi giderken, hiçbir ahlaki manevi ölçü tanınmaz. Evlatlık kızı tarafından, kendisine cinsel taciz yaptığı yönündeki iddialar ayyuka çıkmıştır. Yahudi olmasına rağmen, kendini Agnostik olarak tanımlamaktadır.

Michel Foucault: AIDS'e bağlı nedenlerden ölen homoseksüel sapık. Ahlaksız din düşmanı çevrelerin pohpohlamaktan bıkmadığı ateist felsefeci. Sağda solda, kendine "entelektüel" süsü verip konuşanlar, bunun adını ağızlarına aldı mı, adeta boyut değiştirirler!
deney maksatlı çarpık ilişki yaşayıp
AIDS'ten ölen Foucault

Charlie Chaplin: "Sessiz Sinema" çağının rakipsiz oyuncularından. Binlerce diye ifade edilen sayıda kadınla gayri meşru ilişki yaşadı. Siyah beyaz filmlerin iyi kalpli, yardımsever kişiliği, küçük yaştaki kızlara tecavüz eden, sonra da kurbanları kürtaja zorlayan bir ahlaksızdı. Özel hayatını biraz tanıyanlar, kapısını her çalan dişi varlığa, "yatağa nasıl atarım" diye yaklaştığını bildirmektedir. İngiliz ve ateisttir.
çok kızın kanına giren Chaplin

Sigmund Freud: Ateist din düşmanı tayfanın bayıldığı, tarihin en alçak sapıklarından birisi. Yahudi bir aileden gelmekle beraber, ateist olmuştur. Normal bir insanın dahi düşünürken tiksineceği şeyleri, güya psikanalize tabi tutup kitaplarına geçirmiş, bebekler ve küçük çocuklar için akıl almaz saçmalıklar kaleme almıştır. Söylediklerinin çoğu, birazcık ahlaki omurgası olan insanlarda nefret uyandırır. Bozuk Hristiyanlık'tan kurtulmaya çalışan Batı'nın, din ve ahlak olmadan ne hale gelebileceğini gösterir.

David Bowie: Şişirildikçe şişirilen ahlaksızlardan birisi daha. Neredeyse her "çaplı" İngiliz gibi, homoseksüelliğe ve biseksüelliğe meyyal. Yaptıkları, ettikleri ile, hala birazcık ahlak ve din kırıntısı taşıyan gençleri yoldan çıkarmak için uğraştı. Ateizm-Agnostisizm uçlarında dolandı.
ne kadar farklı ve uçlarda olursan
o kadar hayranın olur

Stephen Fry: Al bir İngiliz ateist daha, üstelik annesi Yahudi! Kendisinden çok küçük bir erkekle evlendi! LGBT denilen tayfaya yan gözle bakanları, barbar ve nazi diye itham eder. Senelerce uyuşturucu kullanmıştır.

Mick Jagger: David Bowie'nin kankası! Ondan bir fazlası var, o da "sir" ünvanı. Geri kalanı neredeyse aynı.

John Lennon: Çarpık dini görüşlü, kafası her zaman dumanlı İngiliz. "Imagine" diye, yerlere göklere sığdırılamayan bir şarkısında; dünyanın din olmadan, daha yaşanılabilir bir yer olacağını ve insanların barış içerisinde yaşayacağını hayal eder. Ne kadar ahmak olduğunu anlamak için, bu şarkının sözlerine göz gezdirmek kafi.

Iggy Pop: Sahneye genelde yarı çıplak çıkan, uyuşturucu bağımlısı, ağzı pis rockçı. Gençliğinde sahnedeyken her türlü rezilliği yapmışlığı vardır.

Elton John: İngiliz, ateist ve eşcinsel... Ha unuttuk, herif "sir" bu arada! hakkındaki iddialar, yenilir yutulur cinsten değil.

Andy Warhol: Cinsel eğilimlerinden inancına, sanat diye yaptığı şeylerden özel hayatına kadar olan her şeyiyle, gençleri yoldan çıkarmak, ahlaksızlığı daha fazla yaymak için çalışmış şeytanın askerlerinden birisi! Bazı çevrelerde "entelektüel" olarak isim yapabilmek için, bu alçak herifin yaptıklarını beğenmeniz, takdir etmeniz lazım elbet! Bedri Baykam'ın daha da ileri! halini bir tasavvur edin desek...
20. yüzyıl çılgınlarından
bir çılgın daha: Andy Warhol

George Michael: İngiliz ateist ve homoseksüel şarkıcı. Tek gecelik ilişkiler peşinde, uyuşturucu, alkol batağında depresyon içinde öldü. Yatıp kalktığı erkeklerden birisi de AIDS nedeniyle ölmüştü.

     Görüldüğü üzere, bu isimlerden çok bilinen sadece birkaçına bakıldığında, İngiliz vatandaşı veya "İngiliz tornası"ndan geçenlerin, bu listeye dahil olması daha kolay gibi duruyor. Bunun yanında eşcinsel, ateist, pervasız ve kamuoyu oluşturacak kadar "cazgır" olanlar, isimlerini tarihe altın! harflerle yazdırma potansiyeline sahip.

    "Ama efendim, bu zevata çok saldırmıyor musunuz, siz çok mu pîr-ü paksınız yani?" diyenlerin, şunu dikkate almaları lazım gelir; hedef alınan kişilerin çarpık ilişki yaşaması, özel hayatlarında çok feci şeyler yapmış olması değildir esas mevzu. Başlıca sıkıntı, bu işledikleri gayri meşrulukları, ulu orta yapmaları, bunları toplumların ahlakını bozacak şekilde herkesin gözü önünde işlemeleri ve hatta bunlarla gurur duyup, fillerini savunmaları.