Read more: http://www.bloggerdersleri.com/2012/06/blogger-meta-tag-ayarlari.html#ixzz3CwTYFEk2 şöyle garip bencileyin: Muhammed Ali'nin Dini, Kibri ve Bir Dönem Amerikalı Siyahların İslam Anlayışı Follow my blog with Bloglovin

23 Nisan 2018 Pazartesi

Muhammed Ali'nin Dini, Kibri ve Bir Dönem Amerikalı Siyahların İslam Anlayışı


      - Bu adamın kuvveti olmadığını, kalbi olmadığını size sürekli söylüyorum! Ben zekiyim ve bunu kanıtladım!
     O sırada, geleceği parlak olan gazeteci David Frost devreye giriyor mikrofonuyla: 
     - Tebrikler...
     - Gelmiş geçmiş en büyük ben değil miyim? - diye kesiyor yine terli adam. - ... Şimdi herkes sussun ve beni dinlesin! Hepinize şunu söylemiştim; Tüm zamanların en büyüğü benim! Sakın, bir daha yenileceğimi söylemeyin... Sakın beni bir daha küçük görmeyin! Size söylemiştim; Kelebek gibi uçup, arı gibi sokacağımı söylemiştim! Size şampiyon olduğumu söylemiştim... Dünya şampiyonu olduğumu söylemiştim...

     Bu sözleri söyleyen kişi; "Benim kadar büyük olunca, alçak gönüllü olmak zordur" ve "Ben en büyüğüm, yaşamış herkesten daha büyüğüm", "Ben en büyüğüm hatta iki defa en büyüğüm", "O kadar hızlıyım ki, ışığı söndürmeye kalktığımda, ışıklar sönmeden yerime dönebiliyorum", "Gencim, yakışıklıyım, hızlıyım, sevimliyim, yenilmezim" sözlerini söyleyenle aynı... Rakiplerinden birini (aynı ırktan oldukları halde üstelik) defalarca "goril"e benzeten ve ve hatta rakip olarak gördüğü herkese, adeta makineli tüfek misali aşağılayıcı kelimeler kullanan kişinin ta kendisi: Muhammed Ali. Gelmiş geçmiş en büyük sporculardan biri olarak kabul edilen, Amerikalı siyahi boksör. Gerçek adı Cassius Clay iken, 50'li ve 60'lı yıllardaki koyu ırkçılığı yaşayan siyahların, haklarını koruma çabasına girişenlerin faaliyetlerini yakından takip edip bunlara bizzat iştirak eden, muhalif ve nevi şahsına münhasır bir kişilik.

gözlerini patlatmış, yine
birilerine verip veriştiriyor

     2016'da ölen Muhammed Ali'nin hayatı, filmlere konu olacak kadar ortada. Bizim burada üzerinde durmak istediğimiz husus ise, onun İslam anlayışı ve İslam dini ile pek de bağdaşıyor görünmeyen bazı enteresan özellikleridir. Tabi konu bu olunca, 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra hızlanan zenci hareketlerini, "Nation of Islam", "Elijah Muhammad" ve "Malcolm X" gibi faktörleri zikretmek zaruri olur.

     Nation of Islam: Bilindiği üzere, "fırsatlar ülkesi" Amerika Birleşik Devletlerinde, "siyah" ırktan olanların "insan" olarak kabul edilmesi pek de öyle eskilere gitmiyor. Deri renginin "koyu"luğu, yüzyıllar boyu sıkıntı olmuştur Batı'da ve bilhassa Amerika kıtasında. Vaziyet böyleyken, haklarını arama derdine düşen siyahların toplanma alanlarında birisi de, ne idüğü belirsiz Wallace Fard Muhammad isimli (ve ne gariptir ki kendisi beyazdı) şahsiyetin tesis ettiği Nation of Islam'dır (İslam Milleti veya Ümmeti gibi bir manaya çıkar). Bu kuruluş, Muhammed Ali'nin devrinde, Elijah Muhammad adıyla bilinen kişinin liderliğinde, İslam görünümlü ancak düpedüz siyah ırkçılığı yapan bir hüviyetteydi. Beyazların olduğu hiçbir yerde istenmeyen, hatta beyazların kiliselerine dahi kabul edilmeyen siyahların bir kısmı, beyazların inancı olarak gördükleri Hristiyanlık'tan kaçarken, ölçüyü kaçırmış ve peygamberlik taslayan bu fakir çiftçi kölenin oğluna toslamıştı (zaten bunların mekanları da, masalı koltuklu kiliselerin bir benzeri idi, namaz gibi şeyler zaten yok).  

Muhammed Ali ve Peygamber gözüyle
baktığı Elijah Muhammad


     Elijah Muhammad (esas ismi Elijah Poole) denilen eleman, kendini peygamber olarak göstermeye ve tüm insanların aslının siyah olduğunu, siyah ırkın çok üstün olduğunu iddia etmeye başlamakla, "radikal ırkçı" diyebileceğimiz bir çizgiye kaydı. Fakat meselenin daha da enteresan tarafı, Muhammed Ali gibi zeki ve sivri birisinin, bu herife kapılmış olmasıdır. Sosyal mecralarda bile bulabileceğiniz videolarda (mesela George Foreman'ı Zaire'de yendiği maçtan sonraki açıklamalarında) Muhammed Ali kameralara, "Allah'tan başka ilah yoktur ve Elijah Muhammad onun resuludür" diye bağırmaktadır... Ve tabi ki de ardından, kendisinin gelmiş geçmiş en büyük olduğunu da! 

"Ben son resulüm"
diyor adam


     Dönemin bir diğer aktörü, şimdilerde de milyonlarca kişiye ilham kaynağı gözüyle bakılan, Malcolm X'tir. Malcolm, yüz kızartıcı suçlardan hapishanede yatarken, yukarıda ismi zikredilen sahte peygamber Elijah hareketi ile tanışır ve çıkar çıkmaz, tıpkı Ali gibi, onun peşine takılır. Ancak Elijah'ın ipe sapa gelmez teorileri, onu giderek bu cemiyetten uzaklaştırır ve 1964 yılında Hac ibadetini yapmak için gittikten sonra, fikirleri tamamen değişir ve Nation of Islam teşkilatından ayrılır. Ayrılır ayrılmasına lakin daha 1965'in Şubatında, yakın mesafeden ateş edilmek suretiyle katledilir. Bunun müsebbibi, Elijah ve Nation of Islam mıdır, hala zihinleri karıştırmaktadır. Esasına bakıldığında, Muhammed Ali'nin Nation of Islam birliğine katılmasında, Malcolm'un (Malik el Şahbaz) ateşli vaazları çok tesirli olmuştur. Malcolm'un oradan ayrılması sonrasında ise, araları bozulmuştur. 

Ali ve Malcolm X
bir zamanlar sıkı dosttular

     Bütün bunları neden yazdık? Muhammed Ali'nin nasıl bir muhitten geldiğini ve kimlerle takıldığını daha iyi anlayabilmek için. Yani, bu meşhur, sivri dilli, çenesi hiç durmayan boksör, beyazlara tepki olarak, ne maksada hizmet ettiği belli olmayan bozuk itikatlıların peşine takılmış ve kendini bir şey zanneden başlarındaki herife alenen "peygamber" demiştir. "Sonradan bu fikirlerden vazgeçti, Sünni oldu" falan diyenler de var gerçi ama yine de bizim bildiğimiz manada "Sünni" olduğu meçhuldür. Duruşu öncelikli olarak, Hristiyanlık ile özdeşleşmiş beyazlara, başka bir dine sarılmış siyah olarak tepkiseldir. 

          Tabi ki burada bazı çelişkiler dikkat çekiyor. Ali'nin yere devirdiği kişilerin büyük çoğunluğu, kendisi gibi ırkçılıktan çok çekmiş, kenar mahalle zencileri idi. Sivri, aşağılayıcı dilinden ve kibirli sözlerinden, en az beyazlar kadar, rakibi olan siyahlar da payını alıyordu, hem de fazlasıyla. Ayrıca "Boks" denilen vahşetin, İslamiyet ile bağdaşır bir tarafı yoktu. Çünki dinimizde, bırakın insan yüzünü, herhangi bir canlının yüzüne vurmak dahi tasvip edilmemiştir. Zaten kendi ifadesiyle de boks; "iki siyahinin birbirini öldüresiye dövmesini, yığınla beyazın zevkle izlemesi"dir. 

birçok gencin duvarını süsleyen meşhur poz:
Sonny Liston yerde, Ali bağırıyor


     Peki, gecenin üçünde kalkıp onun maçlarını takip eden ve her attığı yumruk sonrasında coşan, rakibini yere serdiğinde, kendinden geçen ve pek de boksa aşinalığı olmayan yurdum muhafazakarı neden ona övgüler düzüyor, onu yüceltiyordu? Çünki o dönemdeki kısıtlı haber alma vasıtaları ile anlayabildiği şeyler, ekranda dans ederek dövüşen bu çok uzaklardaki siyahinin Müslüman olduğu, Müslümanlığını hiç çekinmeden haykırdığı ve "şeytan" olarak addedilen Amerika'dan intikam aldığı idi. Ali, sıradan bir aktivistin çok ötesine geçerek, Vietnam Savaşına gitmeyi reddediyor, köleliğin kaldırılmasına hala alışamamış beyazların riyakarlığını yüzlerine çekinmeden haykırıyor ve onlara olabildiğince üst perdeden konuşuyordu... Amerika ve Batı söz konusu olduğunda kabaran kompleksli damarımızın tam da aradığı şeylerdi bunlar! Türkiye'de ve bize benzer ülkelerde, Muhammed Ali isminin, "kahraman" ismiyle yan yana gelmesine sebep, icra ettiği spordan ve oradaki başarısından ziyade, işte bu duruşuydu.

Aktivist Ali ve yanında
Martin Luther King

2 yorum :

  1. Sonradan sünni olduğu başkalarının iddiası değil, Muhammed Ali'nin kendi beyanıdır. 1975 yılında Nation of Islam'dan ayrılmıştır. Ali, 2004'te yayımlanan biyografisinde kararını şu cümlelerle anlattı: “İslam Milleti, beyaz insanların şeytan olduğunu öğretiyordu. Artık buna inanmıyorum, aslında buna hiç inanmamıştım. Ama gençtim, beyazlarla ilgili bir sürü korkunç hikaye duymuştım ve görmüştüm.”
    Son zamanlarda sufizme merak sardığı bilinmektedir, hatta YouTube'da Nazım Kıbrısi grubundan bir aileye ziyaretinin videosunu görebilirsiniz.
    Antrenmanlarda veya müsabaka öncesi etkinliklerde gördüğümüz "Ben en büyüğüm" benzeri çıkışları yarattığı bir personanın sözleri gibi değerlendirilebilir çünkü yine bir röportajında önce "I'm the greatest" diye bağırıyor sonra normal konuşma tonunda "I'm not the greatest, Allah is the greatest" diye kendini düzeltiyor.
    Özetle yaşadığı dönem itibariyle, kaynaklara erişimin kısıtlı olduğu gerçeğini gözardı etmemeli ve kendi imkanları dahilinde gerçek islam arayışında olan yanı sıra özgürlük mücadelesi ile örnek olmuş bir kişiyi iyi anmalıyız diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. yorum, tevil ve verdiğiniz ek bilgiler için teşekkür ederim! genelde kurtarır taraftan bakmaya çalışırım ama bazı söylediklerini tevilde çok zorlandım doğrusu!

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkürler! Hakaret küfür olmazsa ne kaa guzel olur!