Read more: http://www.bloggerdersleri.com/2012/06/blogger-meta-tag-ayarlari.html#ixzz3CwTYFEk2 şöyle garip bencileyin: İnternetten Para Kazanmanın Yolları - 2 Follow my blog with Bloglovin

28 Ağustos 2014 Perşembe

İnternetten Para Kazanmanın Yolları - 2


     Önceki yazıda kazanç sistemlerinden bahsettik. Şimdi biraz da, o sistemleri devreye sokacak, tetikleyecek olan faaliyetlere gelelim:

     1. Blog Yazarlığı: Hemen hemen en risksiz (Google'la iyi geçinme açısından) ve en temiz gelir elde etme yollarından biridir. Ne var ki, bu risksiz ve temiz geliri elde etmek için "elinizde" olması gereken bir özellik şart; yazabilmek. Özgün ve benzerlerinden farklı olabilecek yazılar yazmak her babayiğidin harcı değildir. Bunu en iyi becerebilenler, tabi ki keyif ve istekle yazanlardır, yazarken zevk alabilenlerdir. Böyle yazılar hem okunur hem de paylaşılır, ki gelir elde etme hedefli yazılarda kritik bir noktadır. Blog yazarlığında belli başlı bazı temeller vardır ve bunlar artık işin harcı çimentosu mesabesindedir çünki yapmanız gereken şey aslında şu; "okuyucuyu o reklamlara tıklattırmak" (teknik ismi PPC olan ve genelde Google AdSense ile vücut bulan hadise işte)! Ancak okuyucunun o reklamlara tıklaması, hiç de kolay değildir ve birkaç kompleks işi beraberinde ister. İşin olmazsa olmazı dediğimiz gibi nev-i şahsına münhasır olabilmek. Bunu İngilizce olarak yazabiliyorsanız, çok avantajlısınızdır. Ama Türkçe yazacaksanız işiniz biraz zor. Evvela ziyaretçi sayınız az olacaktır ve gelen ziyaretçilerin reklamlara tıklama oranı da az olacaktır. Daha da kötüsü, tıklama başına size düşen pay da düşük olacaktır. Kısacası, İngilizce olarak yazacağınız blogunuza, tıklanma başına 50 cent alabilecekken, Türkçe olan sitenizdeki reklamlara tıklanma başından size düşecek pay ancak 5-10 cent olacaktır (rakamlar sallama ama oran genelde beşte ve hatta onda bir gibi). Bütün bu olumsuzlukları dert etmeyecek kişi varsa, o da sürükleyici, merak uyandırıcı, bilgilendirici ve neşelendirici hatta komik yazabilen kişidir. Bunlara bir de (ahlaki boyutu ayrı tartışma mevzusu) komplo teorileri (komplo deyince hemen İlluminati adı akla gelir hemen) dahil olursa değmeyin keyfine! Cem Yılmaz'ın, işi formülize eden, eski gösterilerinden birinde söylediği bir söz ile bu paragrafı nihayete erdirelim: "Para kazanmak için bir iş yapmadım, bir iş yaptım para getirdi."

     Blogu fiilen açmanın fazla bir külfeti yok. Bir sürü ücretsiz ve bu amaca hizmet eden site var. En meşhurları WordPressBlogger ve Tumblr. WordPress'in bir avantajı ve bir de dezavantajı var: Ücretsiz bloguna reklam yerleştirmesi yapılamıyor ancak  herkese hitap edecek çok miktarda teması var. Blogger ise WordPress'e nazaran çok durağan ve sınırlı kalıyor ama AdSense reklamlarını isteğe uygun olarak yerleştirebiliyorsunuz. Tumblr ise, diğerlerinin ardından gelen, daha ziyade fotoğraf ve görsel materyaller gösterme gayesi ile kullanılan bir blog açma alanıdır. Ancak birazcık paraya kıyı "com" uzantılı bir domain (alan adı) ve temel bir hosting hizmeti (alan adını siteye dönüştürecek ve içerik yüklemenizi sağlayacak sistem) almak, Google aramalarında sizi daha ön sayfalara atacaktır çünki Google'ın "com"lu uzantılara zaafı vardır (ilk aşkı olduğu için belki de).

     Blogunuzu açtınız, süper yazılar yazdınız, her şey güzel... ama işler kesat, gelen giden yok sitenize! Şu halde önünüze, artık kocaman endüstri haline gelmiş, üç kelimeden oluşan bir kısaltma gelmesi muhakkaktır: SEO (Search Engine Optimization) yani Türkçesi ile "Arama Motoru Optimizasyonu". Bu karışık, bir sürü doneden oluşan ve basit bazı temelleri haricinde, birçok faktöre göre değişebilen iyileştirme çalışmasının (bildiğin pazarlama ve reklamcılık faaliyetidir aslında) bir hedefi vardır; Google'ı "alt etmek"! Ama bu mevzuya sonra değineceğiz çünki başlı başına bir konu ve hususi ihtimam gerektirir.

     2. YouTube: YouTube'a girmediğiniz, bir şeyler izlemediğiniz bir gün düşünün (başka sitelere gömülü hali de buna dahil tabi)? Bu yakınlarda pek öyle bir şeyler olmadı değil mi? Her gün en az birkaç video izleriz bu video yükleme devinden. Bir garajda birkaç arkadaşın ufak girişimleri ile sanal aleme giren ve çok kısa zamanda, video yükleyen ve izleyenlerin favorisi haline gelen YouTube, Google'ın satın almasıyla daha da büyüdü ve artık bir tekel oldu. tekel olmasındaki en önemli faktörlerden birisi, hiç şüphesiz AdSense reklamlarının gösterimidir. Pay Per Click mantığını çok basitçe buraya da uyarlayan Google, bu sayede servetine servet katarken, bir taraftan da reklam veren, aracı olan ve nihai hedef kitleyi oluşturanları da kendine sıkı sıkıya bağlıyor.

     YouTube, tıpkı babası Google gibi, aslında Tarkan'ın taa 90'ların başında (dişlerinin arasındaki mesafenin bayağı bir birim olduğu zamanlar yani) keşfedip hayatımıza soktuğu formülü tekrar devreye sokuyor!  Ne derdi Tarkan o zamanlarda hatırlayalım:

Başkası olma kendin ol,
Böyle çok daha güzelsin.
Ya gel bana sahici sahici,
Ya da anca gidersin!

Vaziyeti anladınız!

     Eğer yazı yazmak zorunuza gidiyorsa, şansınızı bu mecrada, daha eğlenceli sayılabilecek yollarla deneyebilirsiniz. Evinizde yavru kedileriniz mi var, onların en şirin hallerini ve birbirileri ile tatlı oyunlarını yükleyin. Çok nadir görülebilecek bir olay ya da şey mi yakaladınız, yükleyin. Animasyon programı mı kullanabiliyorsunuz, basit senaryolu kısa filmler çekin, hiç olmadı, çok basit montaj ve kurgu sistemleri ile, eğlenceli ve paylaşılabilecek videolar meydana getirin (hazır vine modası devam ederken). Kaliteli, özgün içerikli videolar yüklemeye başladıktan sonra bir gün, YouTube size "iş ortaklığı" teklif edecektir. Bu iş ortaklığı teklifi, YouTube tarafından belirlenen birkaç temel parametrenin oluşması ile hayata geçer. Bu temel parametreler; özgünlük, izlenme ve telif haklarından uzak kalmadır. Mesela herhangi bir video oyununu yüklediniz mi, hemen kaldırılır ama video oyununa "voice over" yani seslendirme ve yorumlama yaparsanız, YouTube size şefkat kanatlarını hemen gerecektir. Fon müziği olarak, meşhur olmuş simaların şarkılarını kullandınız mı, videonuz daha derhal askıya alınır ama o şarkının "cover" denilebilecek bir yorumlamasını yapar da onu kullanırsanız, YouTube size "hay hay, şöyle buyurun" diyecektir. Bu kaideler gözeterek videolar yaparsanız, videolarınız istikrarlı bir şekilde izlenir ve izlenme sayıları hızla artarsa, bu işten hatırı sayılır bir para kazanmanız hayal değildir.

     3. Sosyal Medya: Bu, sosyal görünümlü "asosyal" medya deyince günümüzde, akla evvela Twitter ve Facebook gelir. Bu mecralardan para kazanmanın temeli, yine takipçi sayısının fazlalığı ile doğrudan alakalıdır. Eğer uzun yazmak hoşunuza gitmiyor, video yapmakla da uğraşmak istemiyorsanız, Twitter'dan 140 karakterlik aforizmalar kastırabilir ya da kısa, samimi ve biraz da mizahi yazılarınız ile takipçi toplayabilirsiniz. Takipçileri toplayıp da, şöyle bir yüz bin takipçiye doğru yaklaştığınızda, artık sizin fazla bir şey yapmanıza gerek kalmıyor, bu hareketleri ve hedef kitleyi gören çeşitli firma ve organizasyonlar sizi buluveriyor... Artık cebi para gören bir fenomensiniz!

     Facebook ise, profesyonel "black hat"çiler tarafından istila edilmiş ve iyice dejenere olmuş bir "kalabalık" olma özelliğini her geçen gün artırmaya devam ediyor. "Fake" kız hesabları açıp, her daim çok satan "dişilik"ten vurmaya çalışanlar, saçma sapan ürün yerleştirmeleri, tuhaf firma promosyonları... gibi akla gelebilecek her türden dolandırıcı ve dolandırıcılık sistemleri bulmak için, Facebook'ta beş dakika gezinmeniz kafi. 

     Bir sonraki yazıda, biraz daha spesifik konulara girilebilir belki... "Dark side"a geçmeden, ısrarla "white hat"te kalanlara selam olsun!


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder