Read more: http://www.bloggerdersleri.com/2012/06/blogger-meta-tag-ayarlari.html#ixzz3CwTYFEk2 şöyle garip bencileyin: Öz Kardeşlerini Öldürebilecek Kapasitedeki İnsanların Dünü ve Bugünü - 6 Follow my blog with Bloglovin

19 Ağustos 2012 Pazar

Öz Kardeşlerini Öldürebilecek Kapasitedeki İnsanların Dünü ve Bugünü - 6



     Kendilerine Hz. İsa gönderilince, Yahudiler şaşkına uğradı. Zira, onları bu zulümlerden ve sürgünlerden kurtaracak, mücadeleci, cesur ve sert birini beklerken, karşılarına Hz. İsa gibi gayet yumuşak ve affedici birini buldular. Ona ve annesi Hz. Meryem'e çok kötü iftiralar attılar. Hz. İsa'nın çok kısa süren peygamberliğinden yani otuzüç yaşında canlı olarak göğe kaldırılmasından kırk sene sonra, Roma İmparatorluğu askerleri Kudüs'ü yerle bir etti ve Yahudilerin çoğunu katletti. Geri kalanlar da darmadağın oldu.

     Bu felaketlerden sonra, İsrailoğulları Roma İmparatorluğu'nun dört bir yanına dağıldılar. Köle olarak pazarlarda satıldılar, en ağır işlerde çalıştırıldılar...ama yok olmadılar. İmparatorluk ikiye ayrıldı, Bizans uzun süreli iktidarı eline aldı, Yahudiler'in durumunda fazla bir değişiklik olmadı, hatta daha da bozuldu. Zira bağnaz Hıristiyanlar bunların Hıristiyan olması için bastırıyordu. Bizans geri çekildi çünki güneyde İslamiyet diye yeni bir din peyda olmuştu ve Müslümanların kurduğu devlet, tehlikeli bir şekilde büyüyor, Bizans'ın topraklarını teker teker düşürüyordu. Filistin bölgesinde kalmış olan az sayıdaki Yahudi topluluğu, İslamiyet'teki "zımmi" (ehl-i kitab vatandaş) statüsünden iyi yararlandı ve birazcık nefes alır oldu. Hatta öyle oldu ki, Haçlı Seferleri esansında, yerleştikleri bölgeleri Müslümanlarla yan yana savunur oldular. İlerleyen tarihlerde ve özellikle İslam kuvvetleri İspanya'ya yerleştikten sonra da Yahudiler'in durumu, çoğu sürgünde olmasına rağmen, iyiydi ve hem iktisadi hem de sosyal olarak varlıklarını muhafaza edebiliyorlardı (İslam Devleti gibi görünen bazı yamuk iktidarların yaptıklarını saymazsak tabi).

     Ortaçağ denilen karanlık ve her bakımdan belalı çağ (Hıristiyan topraklar için karanlıktır tabi ki) Avrupa topraklarındaki Yahudiler'e hiç hayır getirmedi, zulüm artarak devam etti. Kapkaranlık Avrupa, Yeni Çağ'a girmeye çalışırken, Hz. Yakub'un torunları da Leh topraklarında biraz huzur bulur gibi oldular. Osmanlı topraklarında ise hiçbir sıkıntı yoktu ve Yahudiler, "İttihat ve Terakki" denilen, Fransız mürebbiyelerle yetiştirilmiş, kibirli, atasını beğenmez tayfa ve bunların 19. yüzyılın başlarından itibaren önemli mevkiler ele geçirmeye başlayan öncüleri gelene kada rahat ve huzur içinde yaşadı.


     18. yüzyılın sonlarına doğru ve 19. yüzyılda Yahudiler, Avrupa'da toparlanmaya ve her tarafa dağılmaya çalıştı ve başardı. Haskala denilen "Yahudi aydınlanma hareketi" başladı. Neredeyse 2000 yıllık vatan ve toprak özlemi, Yahudi kanaat önderleri liderliğinde, Siyonizm denilen "Yahudilerin tekrar arz-ı mevud topraklarına yerleşmesi ve devletleşmesi" süreci devreye girdiğinde 19. yüzyıl bitmek üzere idi.

     Sosyo-ekonomik durumları iyileştikçe ve Avrupa'da ve okyanus ötesinde ipleri ellerine almaya başladıkça, "Levant" diye de bilinen Kenan illerinin Suriye, Lübnan ve Ürdün'ü de kapsayan o güzelim eski topraklarda, şöyle genişçe ve bağımsız bir milli devlet kurma isteği ve heyecanı arttı! Tamam, hayal güzel de, somuta nasıl dökülecek bu iş, bu hasreti dindirecek süreç nasıl devreye sokulacak, kim önderlik edecek bu sabırsız ve dağınık ve fakat ekserisi cebi şişmeye başlamış topluluğa?

Yedinci bölüm:


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder